Medyakolik’te bu ay yüreğimizi burkan hadiselerin medyamızda nasıl yer aldığını ele alacağız. Yedi şehidimiz ve İstanbul’da Molotof kokteyli atıldıktan sonra haftalarca can çekişip ölen serap kızımız yüreğimizi dağladı. Maşallah bu sefer de medya içimizi karartmak ve yaramazı kanırtmak için elinden geleni yaptı. Meydana gelen sokak hareketleri ve terör örgütü yandaşlarının zorla tehditle sokağa sürdüğü çocukların nümayişleri medyada adeta terör örgütünün reklamları gibi yer aldı. Şimdi medyanın teröre adeta nasıl yardım ve yataklık yaptığını olaylar üzerinden teker teker inceleyelim.
Önce sokak olaylarını ele alalım. Bu olaylarda kamu malına zarar veren masum vatandaşlara dehşet dolu anlar yaşatan insanların canına kast eden terör örgütü yandaşlarının görüntüleri ve fotoğrafları öyle çok ve çevrile çevrile yayınlandı ki olay haber olmaktan çıkıp terör örgütünün özel gösterisi ve propagandası haline döndü. Sorumsuz ve yeteneksiz meslektaşlarımız haber vereceğiz diye terör örgütünün propaganda aleti oluverdiler. Örgütün kendi yayın organları bile bu kadar başarılı bir sonuç doğuramazlardı herhalde.
Gelelim şehitlerimizle ilgili haberlere. Şehitlerimiz hepimizi o kadar derinden yaraladı ki… Lanetledik, üzüldük ve teröristlerin derhal yakalanıp adalete teslim edilmesini istedik Bu nedenle de gözümüz ve gönlümüz medyadaydı. Kimlerin yaptığını yakalanıp yakalanmadıklarını merak ediyorduk. Ama medya soğukkanlı ve sorumlu bir yayıncılık yapamadı. Özellikle şehit cenazelerinin saatlerce süren canlı yayınlarla televizyonlar tarafından seyirciye ulaştırılma çabası maalesef terör örgütünün amaçlarına hizmet eden bir sonuç doğurdu. Şehitlerimizin yakınlarının, anne ve babalarının, son derece doğal olan üzüntüleri dakikalarca ekranlarda tekrar tekrar gösterildi. Onların ne kadar üzüldüklerini, bilmiyor olabilir miyiz? Ama televizyonlar olarak Türk bayrağı sarılı tabutlara sarılıp ağlamalarını tekrar tekrar göstermeli miyiz? Bu terörün ve teröristin amacına hizmet etmez mi?
Sevgili dostlar, terörün ve teröristin amacı panik, dehşet ve korku yaratmaktır. Milletin devletiyle arasını açmaktır. Milletin devlete olan güvenini sarsmaktır. Can güvenliğinin ve devlet otoritesinin ortadan kaybolmasını sağlamaya çalışmaktır. Şimdi biz, saatlerce süren cenaze töreni görüntüleri yayınlayarak, yukarıdaki amaca hizmet etmiş olmuyor muyuz? Şehit cenazelerinin olduğu tabutlara sarılmış anne ve babaların acı dolu feryatlarını yayınlayarak terörü ve teröristi sevindirmiş olmuyor muyuz? Bunları yayınlamasak ne olur? Şehit olan oğluna üzülmeyen anne baba olabilir mi? Şehit olan evladına ağlamayan millet ferdi olur mu? Bunların neresi haberdir? “Efendim, ne yapalım yani yayınlamayalım mı?” diye soracaktır bazı meslektaşlarımız. Ağzım dolu dolu cevap veriyorum: Böyle yayınlamayacaksın kardeşim! Eğer böyle yayınlarsan teröre ve teröriste yardım ve yataklık yapmış olursun. Terörün ve teröristin amaçlarını gerçekleştirmekte bir maşa olmuş olursun. Nitekim de öyle olmuştur. Saatler süren cenaze töreni naklen yayınlarıyla şehit cenazesinde son derece doğal olan anne baba feryatlarının yer aldığı görüntülerden oluşan haberlerle bu eylemi gerçekleştiren teröristlerin zevkten dört köşe olmalarına neden oldunuz. Onlar, zaten bu yayınların aynen bu şekilde yapılmasını istiyorlardı. Siz de yaptınız.
Erkan Tan
13-01-2010