Medyadaki çözülmeyi ve yabancılaşmayı kaleme aldığımız ve tarihe not düştüğümüz bu köşemizde bir kez daha televizyonların halkıyla nasıl yabancılaştığını göreceğiz. Sevgili dostlar, İstanbul’dan yönetilen Türk televizyonları kelimenin tam anlamıyla milletine yabancılaşmıştır. Bunun en son örneğini 23 Ocak tarihli televizyon yayınlarında gördük.
Ne oldu 23 Ocak’ta Türkiye’de ve nasıl yayın yapıldı televizyonların ana haber bültenlerinde bir bakalım. O gün Türkiye’de olumsuz hava koşulları söz konusuydu. İstanbul’da kar yağışı meydana gelmişti. Aslında meteoroloji genel müdürlüğü İstanbul’da bu kar yağışının olacağını günler öncesinden yayınladığı hava tahmin raporlarıyla insanlara duyurmuştu zaten. Yani sağır sultan bile yurdun değişik bölgelerinde kar yağacağını, özellikle İstanbul’da tipi şeklinde kar yağışı görüleceğini biliyordu. Nitekim beklenen gerçekleşti ve İstanbul’a kar yağdı. Buraya kadar her şey normal…
Festival bundan sonra başladı. O gün ulusal televizyonlar öğlen bültenlerinden başlayarak sanki kıyamet kopuyormuş gibi kepazeliğin ipuçlarını hissettirmeye başladılar. Ben de Ankara’da tesadüfen gün boyunca evdeydim. Zaman zaman denk geldiğim gün içi haber bültenlerinde adım gibi emin olduğum bu yayıncılık rezaletinin olacağını hissettim. Acı içinde gülümseyerek “Allah’ım inşallah bu sefer yanılırım” diye dua ettim. Ama karşımda necip Türk medyası vardı. Hiçbir zaman beni yanıltmadı. Ulusal televizyon istasyonlarının neredeyse tamamının ana haber bültenlerinde İstanbul’da yaşanan tipi şeklindeki kar yağışı, sanki kıyamet kopuyormuş ve de büyük haberciler bunu naklen anlatıyormuş gibi yer almaya başladı. Allah’ım ne haberler! Basit bir araba kayması ve trafiğin tıkanması hadisesi defalarca tekrarlanarak yayınlanıyor, muhabirin günün değişik saatlerinde çeşitli semtlere giderek çektiği anonslar sanki ülkeler arası naklen yayın bağlantısı gibi takdim ediliyor ve Türkiye sanki karı hayatında ilk defa görüyor gibi yayınlar yapılıyordu.
Sürekli kanal değiştirerek ve hep Allah’tan yanılmayı dileyerek bu yabancılaşmayı seyrettim. Ulusal televizyon istasyonlarının ana haber bültenleri Türkiye’de İstanbul’dan başka il yokmuş gibi ve sadece İstanbul’a yayın yapıyorlarmış gibi, bu son derece basit doğa hadisesini diğer haberlere son beş dakikada yer vererek aktardılar.
Şimdi bu yabancılaşma değildir de nedir? Teknolojinin çıldırdığı ve televizyonları sadece Türkiye’de değil, artık yeryüzünün her tarafında insanların seyrettiği bir dünyada ana haber bültenini İstanbul’la başlayıp İstanbul’la bitirmek hangi yayıncılığın hangi bilimsel ekolüne uymaktadır? Hayatının neredeyse altı ayını karlar altında geçiren Kars, Ağrı, Van, Erzurum gibi illerde yaşayanlarla dalga geçmiş olmuyor musunuz? İstanbul halkı hayatında ilk defa mı kar görmektedir? Bir dünya ülkesi olan ve dünyanın bütün başkentlerinde ilgiyle izlenen Türkiye’de, ulusal televizyonlarının haber içeriği bu mu olmalıdır? 70 milyonluk bir ülkede bir cumartesi akşamı başka hiçbir ekonomik, sosyal, siyasi ve toplumsal olay meydana gelmemiş midir? İstanbul’da yaşanan kar yağışı ile ilgili naklen yayınlar Antalya’daki Artvin’deki Siirt’teki İzmir’deki vatandaşımızı ana haber bülteninin tamamını işgal edecek kadar ilgilendirmekte midir? Peki bu ulusal televizyonlarımızın deve dişi gibi anchorman, genel yayın yönetmeni, haber yayın yönetmeni, haber müdürü gibi yöneticileri yok mudur? Bu olan bitene “dur” demek akıllarına gelmez mi? Kendilerinin sorumluluğunda olan bu haber bültenlerini, iletişim fakültelerindeki öğrenciler yapsa kaç puan verirler acaba?
Sevgili dostlar, bu olay Türk medyasının milletine nasıl yabancılaştığının milletini nasıl umursamadığının ve gerçekten bittiğinin bir göstergesidir. Zaman zaman ünlü köşe yazarı dostum Tamer Korkmaz’ın dediği gibi düşünmekten kendimi alamıyorum, “Türkiye’de medya öldü ve bir daha dirilmeyecek”.
Erkan Tan
11-02-2010